Haberler / Tarih Vakfı Basın Bültenleri
Bültenler
Arşiv
Etkinlikler
< Geri Dön
03.02.2017

VANGELIS KECHRIOTIS PERŞEMBE KONUŞMALARI
 
Tek Parti Döneminde Sofra Adabı
Konuşmacı: Tülin Ural
 
Bugün Türkiye'de yaygın olarak benimsenen sofra adabının kökenleri nerededir? Erken Cumhuriyet dönemi bu anlamda bir milat sayılabilir mi? Erken Cumhuriyet döneminde gelişen sofra adabı hangi temeller üzerine oturmakta, hangi zihinsel kalıpları kullanmaktadır? Yaratmak istediği zihniyet kalıpları, yerli midir, taklit midir? Milli midir, seçkinci mi? Ama belki de bu ayrımlar bu kadar keskin değildir ve bu dönemin adabını ancak daha başka kavramlarla kavrayabiliriz.
 
Adab-ı muaşeret; ruh ve görünüş, iç ve dış, ahlâk ve davranış arasındaki ilişkinin, tarihin belli bir anında nasıl kurulduğunu göstermek açısından eşsiz bir kaynak teşkil eder. Adab-ı muaşeret aynı zamanda toplumsal hiyerarşilerin nasıl kurulduğunu, dolayısıyla da nasıl dönüştüğünü anlamamıza olanak sağlar. Bu anlamda adab-ı muaşeret kitapları olgusal dönüşümden çok, zihinlerin tarihini ve toplumsal ayırımların tarihsel olarak nasıl kurulduğunu gösterir. Dolayısıyla onlar, davranışların tam olarak nasıl değiştiğini göstermekten çok, (yeni) bir toplumsallığın nasıl hayal edildiğini anlatırlar. Bu anlamda da tarihin ve sosyolojinin anlama imkânlarını kullanarak, toplumsal ve kişisel olan arasındaki bağı yeniden kurabilmemize olanak verirler.
 
Batı'da da modern adab-ı muaşeret, 16. yüzyıldan başlayarak önce Rönesans aydınlarının çabalarıyla; ardından kralların maiyetleri etrafında gelişmiş ve aristokrasi ile burjuvazi arasındaki ‘ayrıcalık' savaşlarına sahne olmuştur. Böylece oluşan yeni modeller ve yeni davranış kalıpları giderek ‘sulandırılarak' standartlaşmış, demokratikleşmiş, Batılı orta sınıflardan başlayarak genelleşmiş ve bugün yaygın olan adabın temelini oluşturmuştur. Tüm bunlar elbette dünyanın her yerinde ve tüm toplumsal tabakalarda, aynı anda ve aynı hızda gerçekleşmemiştir.
 
 
 
Mutfak ve Kültür: Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Yemek Tarihi Dizisi

Gündelik hayatımızın en başat meselelerinden biri olan yemek, tarih çalışmalarında da giderek daha merkezi bir konuma gelmiş durumda. Tıpkı mutfaklar gibi kapıları, pencereleri birçok başka sahaya açılan; çekmecelerinden, dolaplarından çıkanlarla toplumsal, ekonomik, kültürel ve politik tarihi anlamamıza, yeniden düşünmemize imkân veren; tarihçilik harici disiplinlerle de kuvvetli bağlara sahip tam anlamıyla disiplinler arası bir çalışma sahası yemek tarihçiliği... Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Türkiye tarihçiliği de genel olarak yemek tarihçiliğinde gözlemlenen bu hareketliliği yakından takip ediyor. Son yıllarda bu alanda giderek daha çok yayın ve bilgi üretildiğine, yeni yaklaşımlar ve sorularla alanın derinliğinin artmakta olduğuna tanık oluyoruz. Bir yandan detaylara, tekilliklere yönelik hassasiyetini koruyan, diğer yandan yemeğin insan hayatındaki merkezi konumuna denk düşer bir biçimde onu başka disiplinlerle ilişki halinde ele alan çalışmalar çoğalıyor.
 
Tarih Vakfı'nda, Vangelis Kechriotis Perşembe Konuşmaları çerçevesinde bu dönem çeşitli veçheleriyle Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Türkiye tarihinde yemek konusuna odaklanacağız. Türkiye'de yemek tarihçiliği alanının inşasında rol oynamış isimler kadar, alandaki yeni çalışmalara da yer ayrılacak olan bu konuşma dizisinde mutfağın tarihini kültürel toplumsal, ekonomik ve çevresel bağlarıyla beraber; malzemelerden, tariflere, pişirme tekniklerine, araç gereçlerine, sofranın düzenine, adabına uzanan bir alanda konu edineceğiz.
 
Tarih: 9 Şubat 2017, Perşembe
Saat: 18:30
Yer: Tarih Vakfı, Ragıp Gümüşpala Caddesi No: 10, Eminönü (Marmara Belediyeler Birliği Binası)
 
İlgili Kişi:       
Merve Aydın
Marjinal Porter Novelli              
0212 219 29 71
mervea@marjinal.com.tr
 
 
Tülin Ural kimdir?
 
1972 yılında doğdu. Mart 2018'de Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde, Prof. Dr. Meral Özbek danışmanlığında yazdığı “1930-1939 Arasında Türkiye'de Adab-ı Muaşeret, Toplumsal Değişme ve Gündelik Hayatın Dönüşümü” başlıklı teziyle doktor ünvanı aldı. Tezde tek parti döneminde basılmış adab-ı muaşeret kitaplarında önerilen belli başlı kültürel kodları, modernleşme, milliyetçilik, seçkinlik oluşumu gibi temalar etrafında inceledi ve bu bağlamda önerilen zihniyet kalıplarını tespit etmeye çalıştı. Yeme içme sosyolojisine yönelik ilgisini, Metro Gastro dergisinde yazdığı yazılar etrafında derinleştirdi. Bu bağlamda modernleşme ve küreselleşme sürecinde yeme içme alışkanlıklarının dönüşümü, inanç ve tabu, toplumsal cinsiyet ve yeme içme, milliyetçilik ve mutfak vb. temalar etrafında  yazılar yazdı. Ayrıca edebiyat sosyolojisi ve edebiyat eleştirisi alanında düşünüp yazıyor. Bu bağlamda Istanbul Art News'de 2000 sonrası Türkiye Edebiyatı'nda öne çıkan yazarların kitapları üzerine  incelemeler yayınladı. Zihniyet dünyalarımızda geçmişten bugüne kalan köklü kodların neler olduğu ve nasıl dönüştüğü Tülin Ural'ın en çok merak ettiği meselelerden bazılarıdır. Gündelik hayat, roman, popüler kültür, adab-ı muaşeret gibi alanlarda bu kodların peşine düşmeye çalışmaktadır. Tülin Ural ayrıca 14 yaşındaki Çınar'ın ve 10 aylık Derin'in annesidir.
 

 


  Share  Paylaş
Tarih Vakfı
Hakkında
12 kişilik Girişim Kurulu’nun çabaları ve 264 kurucu üyenin katkılarıyla 1991 yılında kurulan Tarih Vakfı’nın öncelikli amacı, tarihin bilimsel bir çalışma dalı olarak etkinleşmesini sağlamaktır. Devletten tümüyle bağımsız bir sivil toplum örgütü olan Tarih Vakfı’nın tüm kuruluş sermayesi kurucularının katkılarından oluşmaktadır. Vakıf aynı zamanda, Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal tarihi alanında uzmanlaşan bir arşiv, kütüphane, araştırma, eğitim, yayın ve müzecilik kuruluşudur. Tarih Vakfı düzenlediği etkinlikler ve konusunda uzman yayınları ile Türkiye’de bilimsel tarihçilik bilincinin gelişmesinde ve yerleşmesinde önemli rol oynamaktadır. Vakıf’la ilgili daha ayrıntılı bilgi için www.tarihvakfi.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.